Bülent Şirin yazdı; Siyaset ve Trabzon hemşehri dernekleri

0
İstanbul’daki Trabzon hemşehri derneklerinin 31 Mart seçimi öncesindeki tavır ve tutumları yoğun tartışma konusu oldu. CHP’nin İBB Başkan adayı bir Trabzonluydu ve kağıt üzerinde bakıldığında bütün Trabzon derneklerinin coşkulu, kayıtsız ve şartsız bir şekilde kendisini desteklemesi gerekirdi. Fakat öyle olmadı. Elbet bunun sebepleri vardı, hiçbir şey durup dururken gerçekleşmiyor.

Meseleye vakıf olmak için biraz gerilere, AK Parti’nin iktidara geldiği yıllara kadar gitmek gerekiyor:

Bilindiği gibi sivil toplum kuruluşları sadece hemşehri derneklerinden oluşmuyor. Meslek odaları, barolar, sendikalar, vakıflar vs. gibi kurumlardan müteşekkil çok geniş bir alandan bahsediyoruz. Bu kurumlar eskiden beri vardı ve onlara günümüzde AK Parti’nin ruh ve zihin iklimine uzak olan kesimler hâkimdi. Bugün AK Parti’nin temsil ettiği kesimler ise o kurumlardan içeri kafalarını bile sokamıyorlardı. Bu durum on yıllar boyunca devam etti, o kurumlara hâkim kesimler “Böyle olmaz. Bu kurumlarda toplumun tamamı temsil edilmiyor. Bu sağlıklı bir şey değil. İleride problemlere yol açar” diye hiç düşünmediler.

Derken AK Parti 2002’de iktidara geldi, ilerleyen yıllarda halk desteğini ve gücünü artırdı. Doğal olarak AK Parti ve kendisine destek veren kesimler yukarıda bahsini ettiğimiz sivil toplum kuruluşlarına girmek istediler, fakat ciddi bir dirençle karşılaştılar. Sonuçta nüfuz edemediler. Böyle olunca AK Parti başka alanlara baktı, bir de gördü ki bu ülkede hemşehrilik faktörü çok güçlü ama o diğer sivil toplum kuruluşlarına hâkim olan kesimler hemşehriliği ve hemşehri derneklerini ihmal etmişler. Belki de küçümsemişler, köylülük ve ilkellik olarak görmüşler. Genel konuşuyoruz, istisnalar elbette var.

AK Parti hemşehri derneklerine ciddi şekilde eğildi. Kurulmalarını kolaylaştırdı, teşvik etti, üzerlerindeki denetimi hafifletti. (Eskiler bir derneğin kurulum aşamasının ne kadar zor olduğunu, kongrelere hükümet komiseri geldiğini ve kendisinden herkesin çekindiğini hatırlar)

Bunun sonucunda da hemşehri derneklerinin sayısında ciddi bir artış görüldü, AK Parti’ye yakın kesimler de bu derneklerin ana kitlesini oluşturdu. Uzak olan, yani hemşehri derneklerinin dışındaki STK’lara hâkim kesimler bundan rahatsızlık duydular, hemşehri derneklerinin “tarafsız” olmadığı gerekçesiyle zaman içinde kenara çekildiler.

AK Parti bu derneklere başta belediyeler olmak üzere muhtelif kanallardan destek verdi, etkinliklerini finanse etti, bu etkinliklere AK Parti rengi bariz bir şekilde damgasını vurdu. AK Partili siyasetçiler bu etkinliklerde sadece kendi partili kitlelerine hitap eder şekilde konuşmalar yaptılar, özellikle son yıllarda ülkenin sürekli bir gerilim atmosferinde yaşıyor olması da bu savrulmayı besleyen bir faktör oldu.

Aday Trabzonlu, ancak…

İşte bu ahval ve şerait içinde 2018 yılı sonlarına geldik. Bir de gördük ki, ana muhalefet partisi CHP bir Trabzonluyu İBB başkan adayı göstermiş! Ne olacaktı şimdi? Hemşehri dernekleri kağıt üzerinde bütün hemşehrilerine eşit mesafede durmak zorundaydı, İBB adayı da Trabzonlu olduğuna göre Trabzon hemşehri derneklerinin kendisini desteklemesi gerekirdi. Tamam da, bunca yıldır bu derneklere her türlü maddi-manevi desteği veren onların ayakta durmasını sağlayan AK Parti’ydi. Ayrıca İstanbul’daki AK Partili ilçe belediye başkanları sürekli halkla iç içe olmuş, gerek göz boyamak ve sırt sıvazlamak gerekse gerçekten somut anlamda iyiliklerde bulunmak suretiyle ilçe halkının tamamıyla göz ve söz teması kurmuştu. Şimdi Trabzonlu seçmenlerin ilçe belediye başkanlarının rızası hilafına hemşehrileri olduğu gerekçesiyle muhalefetin İBB adayını desteklemeleri kolay mıydı?

Yani bu iş “Eee Trabzonlular… Hemşehriniz İBB adayı oldu. Şimdi görelim desteğinizi” diyecek kadar basit bir mesele değildi. Özetlemeye çalıştığımız gibi ortada geçmiş yıllarda oluşan karmaşık bir ilişkiler ağı söz konusuydu. Buna ülkedeki kutuplaşma da tuz biber ekmişti, hemşehri İBB adayı ciddi bir kitlenin asla oy vermeyi düşünmediği bir partinin mensubuydu.

Destek veren karşılığını da ister…

Hemşehri dernekleri, tamamen kendi yağıyla kavrulan ve teorideki gibi siyaseten tarafsız noktada bulunan kurumlar olabilseydi bu mümkün olabilirdi. Fakat çoğu anlattığımız şekilde kurulmuş ve bugünlere gelmişti. Yönetim kurulları AK Partili yerel siyasetçilerden geçilmiyordu. Siyasi irade zamanında destek vermiş, büyütüp bugünlere getirmiş, oy zamanı da kendince doğru bir tavırla destek istiyordu. Ne var ki bu destek hemşehricilik kavramıyla çelişiyordu. İlk kez İBB başkan adayı bir Trabzonlu çıkmış, çok başarılı bir seçim kampanyası yürütmüş, geniş kesimlerin sempatisini kazanmış biri üstelik.

Gerek 31 Mart gerekse 23 Haziran öncesinde AK Partili siyasetçilerin tavırları da hiç hoş olmadı. İlk seçimden önce isimleri bizde saklı olan AK Partili bazı yetkililer, İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nu ağırlayan hemşehri derneklerine ağır baskılar yaptılar, işi “Seçimden sonra görüşürüz” boyutuna kadar vardırdılar. 23 Haziran öncesindeki “Pontus” gafları ise zaten herkesin gözü önünde oldu.  

Netice itibariyle Ekrem İmamoğlu açık ve net bir sonuçla İBB Başkanı oldu. Bundan sonra özelde siyaset-hemşehri dernekleri genelde de siyaset-STK ilişkileri nasıl olmalıdır? Bu soruya da kısmetse gelecek yazıda cevap aramaya çalışacağız.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 × 2 =